Askerlik #2 : Günler Geçiyor

4. Geri Dönüş

Velhasıl ilk başlar çok zor oldu benim için. Zaten genelde bir çok şeyde ilk başta zor olur. Askerliğin de ole olması cok-da anormal bir durum degil. Gerek psikoloji olarak gerek sağlık sorunlarımın olması nedeni ile ilk bir hafta cok kötüydü. Tam altıncı günün akşamı birinci gurup diye tabir ettikleri ben ve benimle birlikte 38 kişiyi duşa götürdüler ilk defa. onbeş’er kişi olacak şekilde içeri giriyorduk ve herkese 10 dakika süre veriliyordu.

On dakika ilk başta çok az gibi gorunsede girince ole olmadığını anladım. Ilk defa zaman sınırlı şekilde düş alıyordum. Çavuş beş dakikanız kaldı derken ben işimi çoktan görmüştüm. Boynum ağrıyordu o zamanlar iğne batar gibi oluyordu sürekli. Geri kalam beş dakikada sıcak su ile boynumu ovalayarak geçirdim. Ordaki banyomuz güzeldi. Mavi mdf den kabinler vardi ve arkasından kitleniyordu. Yeni yayıldığı her yerinden belli oluyordu. O gün duştan çıktıktan sonra dönüm noktası oldu benim için. Ole bir rahatlama gelmişti ki bunun bir tarifini bulamıyorum. O vakitten sonra alışmaya başladım. Perşembe aksamıydı duşa ilk girdiğimiz gün.Aynı hafta sonuda iki gün istirahat ettik. Annem babam ve kardeşim mustafa ziyaretime gelmişlerdi. O hafta sonu yani kışlada geçirdiğimiz ikinci hafta sonu tamamen kırılma noktası oldu benim düzene ve askeriyeye alışamaya. O hafta sonundan sonra kendi benliğe döndüm sonunda.

5. Koğuş İlişkileri

Sonrada zaten şafak saymaya basladik yemin töreni için. Çarşamba ve pazar aksamalı genel tabur temizliği oluyordu. Tuvalet temizliğine ben ilk gurupta girdiğim icin girmiyordum. Diğer koğuş arkadaşlarım koğuşta kendi aralarında kağıda isimlerini yazarak kura çekiyor sıra ile gidiyorlardı. Adaletten yanaydım hepimiz ve her işimizi eşit olacak şekilde çözmeye çalışıyorduk. Aksamalı koğuş eğlenceli oluyordu. Osman ile Saygın atışınca Müslüm e sararlardı eğlenirdik hep birlikte güle güle yatardık uyuyamazdık. O geceleri daha bugünden özlüyorum. Saygın Osman Müslüm birde Erkanı koyduk mi ortaya tamamdı. Onlar aralarımda konuştukça bizi eğlendirmeyi başarırlardı. Bunlar en güzel anılarım olarak kalıyor acemi birliğinden. Osman ve Erkanla usta birliğimiz de aynı ama farklı takımlardayız. Cok sık görüşemiyor eskisi kadar çok eğlenemiyoruz.

6. Asker Arkadaşlarım

Acemideki badim Vedat dı. Ayni kardeşim Süleyman gibi uzun boylu ve ondan daha kilolu biriydi. Birazda peltek konuşur s leri tam çıkaramazdı. Eskiden bende öleydim ama zamanla düzeldim. Temiz iyi bir çocuktu. Bazen kızdırırdı beni ama severdim yinede onu askerdeki ilk arkadaşımdı sonuçta. Geceleri bot nöbetini birlikte tutardık. Herkes aynı bizim gibi badi si ile 1 saat tutardı gece bot nöbetini. Çok zor gelirdi o zamanlar o bot nöbetleri. Duvar dibinde olduğumuz icin ilk nöbet (11-12) yada son nöbet (5-6) denk gelirdi bize hep. Orta sıradaki arkadaşlar gecenin ortasında tuttuğu için şikayet etmeye başladıklarında nöbet icinde kura çekmeye başlamıştık. Şans bizden yanaydı yine torbadan ilk biz çıkıyorduk. dört gun de bir sıra dönerdi bizim koğuşa. Kamuflaj ile koridorda beklerdik botların basında. Ordan ayrılana kadar ole olumsuz bir durumda olmadi hic. onaltı kişi kalıyorduk koğuşta. Çok konuşan biri vardi sadece çok konuşmuyordu aşırı konuşuyor ve bos konuşuyordu. Akif ı artmıyordu bana. onun disinda herkesi de çok severdim koğuşta. Onada çok konuştuğu icin ısınamamıştım.

Adı hatırladığım kadarıyla Mustafay idi. Selim im badi si. O arkadaşımız mesela kız arkadaşı icim yıldız satın almıştı. Evet bildiğimiz gökyüzündeki yıldızlardan. Bir ara yurt dışına cıkmış orda eğitim görürken öğrenmiş bu muhabbeti. Sertifikalandırma gibi bir şeymiş. Belli bir ücret karşılığında sana bir yıldız tahsis ediyorlar ve o yıldıza senin sectigim ismi vererek google yıldız haritasına o şekilde işliyorlar. Sende ordan takip edebiliyor ve imkanım varsa teleskopla izleyebiliyorsun. Çok marjinal bir fikirdi çok hoşuma gitti.

Selim vardi onun badi si. Ordulu bir tarih öğretmeniydi. Sarışın açık tenli bir arkadaşımızdı. Amcanın oğlu Ertuğrul’a benzetirdim onun. Onun gibi çok kibar konuşurdu.

Mustafa Kelleci vardi besyocu. SAKARYA Üniversitesinden antrenörlük mezunu. Serdivandaki havuzda çalışıyormuş. Ailesi istanbulda yaşıyordu. Babaannemin abisi Hasana benzetirdim hep onu. Çene yapısı dişleri ayakta dururken basını öne eğerek sigara içmesi gülüş tarzı elmacık kemikleri hep onu hatırlattı bana.

Efkan diyede bir arkadaşımız vardi. Makina Mühendisi. Ailesi sık sık ziyaretine gelirdi Izmitte oturuyordu. Akşamları koğuşa gelince yatıp direk uyurdu. Gündüzleri muhabbet ederdik ülkemizdeki yanlış giden durumları tartışır şöle olsa daha iyi olur diye faka patlatırdık.

Ve Müslüm iki gözünün çiçeği. Allah her daim isini gücünü rast getirsin Hayırlı insanlarla karşılaştırıp hayırlı isler yapmayı nasio etsin çok temiz saf hic art niyet barındırmayan tertemiz bir arkadaşımızdı. Aslen Urfalı olsada Istanbul da yaşıyor paket servisi yapıyordu Dominos pizza ve Mc donald’s da. Bazı aksilikler hep onu bulurdu. Maddi olarakda zor bir hayat yaşıyordu sivilde. Iki iste birden çalışmak zorunda bırakmıştı onu hayat şartları. Babasının kredisini ödemeye yardım ediyordu. Hep dua ederdi allah devletimize zeval vermesin diye. Devlerim bana burd bakıyor her ihtiyacını karşılıyor diye. Yalansız dürüst biriydi. Beceremezdi yalan söylemeyi. Benim evim koğuş kadar sıcak değil, evimde bu kadar güzel ve çok yemek yiyemiyorum demesi bitirmişti beni. Çok severdim onu yatsı namazlarına giderdik birlikte mescide. Birgün ne zaman evleneceksin Müslüm ufukta düğün varmi diye sordum. Yok nasıl evleneyim o kadar param yokki dedi. Sende olduğu kadarıyla evlen dedim. Hiç param yok bizim orda kız almak zor dedi. Kız alırken kıza 50-60 bin liralık sadece altın takma adeti var dedi. Onu takmadan kimse kız vermez dedi. Birde ev düşmesi düğünü falan derken çok masraflı bende o kadar para yok dedi. Alma altın sende sonucda kendine alıyorsun me gerek var diyerek onu ikna etmeye çalışsamda olmazki vermezler diye hayıflandı. Hiç hin degil di. Uzun uzun telefonla görüşür bağışıdır dı. Dışardan gören biri sanki mafya babası sanırdı. Benle aynı yaşta olmasına rağmen yaşını hic göstermiyordu.

Saygında Müslüm’un alt yatağında yatardı. Nereli olduğunu kimse bilmezdi. Birgün Urfalı birgün Diyarbakır’lı başka bir gün Bitlisli olduğunu idda ederdi. Akyazida dayısı varmış yazları çok zaman geçirmiş onların fındıklığında. Sivilde de Marmariste bir otelde barmenlik yapıyormuş. Ortak noktamız çok olduğu için onunlada güzel bir arkadaşlık yaşadım. Ordan ayrıldıktan sonra onun esas birliği olan Taskısığında onu ziyarete de gitmiştim. Bir kerede o arkadaşları ile Açarlar longozuna geldiğinde görüşmüştük. Art niyet taşımayan temiz arkadaşlarımdan biriydi. Yemek sırasında hep on tarafda olurdu. Onu takip ederdim yemeğe önden girmek icin. Aksam saat yediden once Erkan ile birlikte yine aradık onu görüntülü olarak görüştük.Köseköy de yemek sırası çok uzun olurdu. 184 kişi aynı anda giremiyordu salon almıyordu. beşli guruplar halinde sırayla giriyorduk. En önden giren yemek yiyip çıkıyor sigarasını içiyordu, sıra daha yarıya anca inmiş oluyordu. En arkadaki bir saat bekliyordu neredeyse yemek yemek için . Ama yemekleri çok güzeldi ve bol veriyorlardı. Dışardan şirketten geliyordu. Ordan buraya gelince çok aradık ordaki yemekleri ama nafile. Yemekhane salonunda görevli Şenol vardi. Dangalak dangalak ortalıkta dolaşır meydancılık yapardı. Sen buraya sen şuraya otur sen oraya oturma , doldurarak git ,bardak bırakma,kaşığı buraya çatalı buraya kou diye bağırıp dururdu yemekhanenin içinde. Yaşi bizden küçük olmasına rağmen bizden büyük gözüküyordu saçları dökülmüştü. Kendi adamını tutardı ama bizden bir iki sevdiği insan vardi onları kayıyordu.

Hınız diye tabir ettiğimiz Erkan vardi birde. Acemi birliğinde de birlikteyiz. O emniyette ben hizmette. Severim onuda görüşüyoruz muhabbet ediyoruz arasıra. Rapor bağlamaya uğraşıyoruz birlikte. Aslen Erzurumlu olup Istanbul Gop ta yaşayanlardan. Deist olduğunu sölemişti ne olduğunu da ilk onda duyup ole öğrendim. Saygı duymaktan başka bir sey gelmez ekimden herkes istediğine dilediği gibi inanıp amal etmekte özgürdür özgür olmalıdır. Kimseye bir şeyi zorla anlatıp zorla yatıramazsın yaptıranda bir faydası olmaz zaten. Ben bole düşünür bile davranırım. Insanları dinleri renkleri partileri yada inandıkları değer ve olgularla yargılamak bence çok yanlış bir davranış. Insani insan olduğu için sevip düşünce ve fikirleri ile ağırlamak gerekir. Bu yakışır insana.

Birde Osman vardı. Preze Osman derdik. Usta birliğinde oda bizimle. Şive ile konuşunca çok tatlı oluyor. Acemice hep o şekilde konuşurdu. Burda ole konuşmuyor ama bırakmış o ağzı. Karargah takımında oda. Diyarbakırlı benle aynı yaşıt Tarih okumuş. Oda benim gibi düz taban. I raporda almıştı Acemi de eğitim yapamaz diye. Bir işe yaramadı gerçi rapor eğitimlik bir durum olmayınca. Usta birliğinde ilk zamanlar birlikte takılıyoruz hep yanımıza yeni gelen uzun dönem erler oluyodu muhabbet ederken Osman onlara sırf inadına şafak soruyordu. Adam diyor 330-320 Osmanım çok hoşuma gidiyordu gülmekten kırılıyordu.


You may also like...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: