Haşhaşiler Ve Hasan Sabbâh

Haşhaşiler Ve Hasan Sabbâh

Şimdiki Kuzey İran topraklarında bulunan Alamut Kalesi’nde konuşlanmış tarhite birçok gizli örgütle teması olan Hasan Sabbah’ın liderliğinde organize olan dünya tarihinin şimdiye dek en etkili suikast örgütü yada tarikatı.İsmaililer olarakda bilinen Haşhaşiler(Cennet Fedaileri) varlıklarını 1090-2075 yılları arasında sürdürmüştür.

Şiiliğin marjinal inanışlarından olan ve Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) torunu İmam Caferu’s-Sadık’ın oğlu İsmail’i “imam” kabul eden İsmailiye mezhebinin Nizarî koluna mensup. Zaten kendilerini de İsmailî-Nizarî olarak adlandırıyorlar.

Hasan SabbâhOn iki İmam Şiiliği’nin kalesi olan İran-Kum kentinde dünyaya gelmiştir. On İki İmamcı olan babası Kufe’den gelmişti. Rivayete göre Yemen kökenliydi. İnandırıcı olmayan bir söylentiye göre ise kadim Himyer krallarından birinin soyundan geliyordu.

Hasan Sabbah

Onlar ilk profesyonel suikastçilerdir.Liderleri Hasan Sabbâhparlak bir zekâya, teşkilâtçılık vasıflarına sahip, basiretli, kabiliyetli, cebir, geometri, astronomi, sihir ve dinî ilimlere vâkıf bir kişi olan ve tam adı Hasan bin Ali bin Muhammed bin Cafer bin Hüseyin bin Sabbah el-Hamari’dir.1090 yılında bir vadinin uç noktalarında kalan ulaşılmaz Alamut kalesini ele geçirerek burayı kendisi ve takikatı için merkez üssü yapar. En büyük amaclarından biri Selçuklu İmparatorluğunu devirmektir. Çünkü kendisi İsmail’i mezhebine bağlı bir dindardır. Fakat Selçuklu Devleti ise Sünni.Bu iki farklı mezhebin Kur’an’ı birbirinden çok çeşitli olarak yorumlaması, Hasan Sabbah’ın Selçukluyu yıkmak istemesinin de temelini oluşturuyor.

Farklı bir çözüm arayan Hasan Sabbâh planını ortaya koyar.Profesyonel fedailer yetiştireceklerdir. Gizli hızlı ve gözü Kara adamlar, çevresine toplanıp onunla birlikte Alamut Kalesi ne gelen müritlerine ( Cennet Fedailerine) önce İsmail’i mezhebinin detaylarını ve sünnilere karşı savaşma nedenlerini öğretiyordu. Etkileyici bir karakteri olduğu için propaganda konusunda da uzman bir adamdı.Aynı zamanda bir büyü üstadıydı, fakat büyüyü neden öğrendiği ve ne amaçla kullandığı bilinmiyor. Teorik eğitimden sonra ise yakın dövüş gözlem kamp içine sızma gibi çalışmalar yapılırdı.Sayıları az oldukları için stratejik suikastler yapmaları gerektiğini bilen Hasan Sabbah bu nedenle sembolleri olacak olan bir silah seçti.Hançer, bütün suikastlarda kullandıkları Haşhaşi hançeri bir kez sallandı mı bir daha dönüşü yoktur. Kurbanın gördüğü son şey bu hançerin parıltısı olur.

İlk hedefleri Selçuklu Devleti’nin baş veziri olan Nizamülmülk oldu. Haşhaşiler tek bir hamle şansları olduğu için hiçbir zaman aceleci davranmazlar.Önce düşman hattına sızıp güven oluşturan kişiler kılığına görürler. Bu şekilde bir süre hedefe yaklaşır ve bütün hareketlerini izleyerek Alamut Kalesi’nde ki Hasan Sabbah bunu detaylı bir rapor halinde gönderirler.Hedefin hassasiyetini korumaların sayısını günün her dakikası neler yaptığı ve zırhının zayıf Noktası bile raporlanır.Hasan Sabbâhh ve yakın adamları da rapora göre plan hazırlar ve son darbeyi bildirmek üzere emri verirdi.Nizâmülmülkün sonu da böyle oldu.Akşam saatlerinde haremine doğru giderken iki Sufi görünümlü kişiyi selamlamak için durdu ve defalarca hançerlendi.

Bazı iddialara göre Nizamülmülk Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah birlikte aynı dönemlerde öğrencidirler ve yakın dost olduklarına ilişkin söylenceler de vardır. Lakin bu efsanenin doğruluğuna dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Öte yandan Nizamülmülk ile Hasan Sabbah arasında yaklaşık 30 yıllık yaş farkı vardır. Diğer yandan bunun doğru olabilmesi için üçünün de Nişapur’da okumuş olması gerekmektedir. Oysa Hasan Sabbah öğrenimini doğduğu kent olan Kum’da ve daha sonra Rey’de yapmıştır.

Cennet Fedaileri suikasttan sonra bile asla kaçmazlar oldukları yerde kalır ve genellikle ya linç edilerek ya da işkenceden geçerek idam edilirlerdi. Bu onların cesaret göstergesi olarak yaptıkları bir şeydir.Düşmanlarına Biz ölümden korkmuyoruz.Bu nedenle  kaçmıyoruz mesajı verip etkilerini çok daha fazla artırıyorlardı.

Haşhaşiler Selçuklu Sarayınada böyle sızmışlardiki Saray ahalisi dahi herkes birbirinden şüpheleniyordu. Onlar herkesdi ve hiç kimse, bir çiftçi aşçı koruma dilenci vaiz komutan her kılığa bürünmüşlerdi. Bu sayede yaptıkları nokta suikastleri ile Selçuklu Devleti’nin yıkılmasına neden oldular.

Uzun yıllar sonra Alamut Kalesi’nde 74 yaşına gelmiş olan Hasan Sabbâh yatağında öldü.Ama bu Haşhaşilerin sonunu getirmedi aksine zamanla daha da güçlendiler. Haçlı ordularına Hatta Selahattin Eyyübiye bile biz çöktürecek güce ulaştılar.

Hasan Sabbah’dan yıllar sonra tarikatın başına geçen Raşidüddin El Sinan birçok ulaşılmaz Kaleyi fethederek haşhaşilerin hareket alanını genişletti.Sinan ismini çok duymamış olabilirsiniz, ama yine Hasan Sabbah kadar hevesli entelektüel ve etkileyici bir adamdı.Selçuklulardan sonra Haşhaşiler için bir başka tehdit ortaya çıkmıştı. Kudüs Fatih’i Müslümanların gözde lideri başarılı komutan Selahaddin Eyyubi.Bu adam sorun oluşturuyordu. Çünkü Selahattin’in İsmail’i mezhebine inanmayı yasakladığı ve inananlarıda yakalatıp çarmıha gerdiği birçok tarihi kayıtta geçmektedir. bu duruma sinirlenen Raşidüddin El Sinan Selahattin Eyyübi ’ye bunu yapmamasını söylesede Eyyubi reddeder. Hatta bir Ordu toplayarak Suriye’deki Haşhaşi kalesine yürür.Bunun üzerine bir mesaj vermeni vakti geldiğini anlayan Raşidüddin El Sinan efsanevi bir planı ortaya koyar.Bugüne kadar anlatıla gelmiş olan gerçek bir hikaye.

Selahattin Eyyübi bir sabah uyanır ve yanındaki sehpanın üzerine saplanmış bir hançer görür. hançerin altında bir not vardır nokta ise şunlar yazmaktadır “bu hançeri kalbine saplayabilirdik , ama senin ölmeni istemiyoruz, bilki ecel bizim ellerimizdir”. Selahaddin Eyyubi bu durum üzerine Haşhaşilerin ne kadar kendisine yakın olduğunu anlar ve ordusunu toplayarak onlarla anlaşmaya varır. Fakat Sinan için bu ders yeterli değildir ve bir fedai daha gönderir. Fedainin elinde bir mesaj vardır ve bu mesajın sadece Selahattin Eyyübi’ye söylenmesi gereklidir başka hiç kimse duymamalıdır. Sultan’ın huzuruna çıkar ve odadaki herkesin orayı terk etmesini ister.Selahattin Eyyübi ve iki yakın koruması hariç herkesi odadan çıkarır. Çünkü bu iki koruma onun oğulları gibidir ve Onlardan hiçbir şeye saklamaya gerek olmadığını söyler. Fedai peki der demek onlara çok güveniyorsun.Evet der Selahattin Eyyübi herkesten çok güveniyorum ve fedai bombayı patlatır. Peki o halde adamlarına beni öldürmelerine emret. Selahattin Eyyübi emri söylesede adamlar kıpırdamaz.Bunun üzerine peki onlara seni öldürmelerini söylersem ne yaparlar der, ve Selahattin Eyyübi’nin en güvendiği 2 koruması hançerleri çekip selahattin’e doğrultular. Selahattin Eyyübi Haşhaşilerin kendisine herkesten daha yakın olduğunu bir kez daha anlar ve ölümüne kadar İsmail’i inancına mensup kimseye dokunmaz.

Haşhaşiler için sorun hala bitmemiştir. Bir Haçlı kralı olan Montferratlı Kondrad güçlü sert ve Savaşçı bir adam.Karanlığın elçilerini çoktan düşman edinmiştir kendisine.Bir Haşhaşi gemisine el koyup mürettebatı da esir olarak almıştı. Raşidüddin Sinan’ın uyarılarına rağmen geri adım atmaması en büyük hatası oldu.Çünkü Sinan’ı reddetmek ölüm demektir.Raşidüddin Sinan Konrad’ın üstüne adamları sızdırır. Ve adamları kısa süre içinde ortamın rengine bürünen Hristiyan Keşiş kılığında kendilerine yer edinirler. Ve Kondrad’ın Güvenini kazanıp yanında aylar geçiren iki dost din adamı olarak görülürler.Bir gece arkadaşının evinden çıkıp kendi evine doğru giden Montferratlı Kondrad ‘ın karşısına çıkan bu iki Keşiş önce Kondrad’a selam verir, sonra biri elinden bir şey düşürüp Kondrad’ın dikkati dağıtır ve o anda onu defalarca hançer saplayarak öldürürler.Bu ölümhHaçlı ordularını şoka sokar. ve Haşhaşilere  bulaşılmaması gerektiğini kabul ederler. Çünkü Kondrad tek değildir. Raşidüddin Sinan kendilerine zarar veren birçok haçlı komutanını benzer şekilde tarih sahnesinden silinmiştir.Haşhaşiler için suikast hiçbir zaman ilk seçenek değildi.Esas amaçları korku salmak ve mesaj vermekti.Bakın biz heryerdeyiz Bu nedenle bize Dokunmayın diyorlardı.

Bir keresinde Sinan bir harçlı komutanına ne kadar gözü kara olduklarını göstermek için surların tepesinde duran adamlarına atlamalarını emretmiştir.Bunu gören haçlı komutanı dehşete düşerek geri adım atmıştır.Aslında Haşhaşilerin kurucusu olan Hasan Sabbâh ve Tarikatı hakkında birçok farklı efsane var. Bunlar genellikle düşmanlarının bir kara kampanyası diyebiliriz.Örneğin fedailerine Haşhaş içirip  onlara Alamut Kalesindeki kadınları gösterip cennet vaat ettiği ve bu şekilde motivasyon sağladığı inancına dair hiçbir delil yoktur. Alamut Kalesinde kadınlardan ya da uyuşturucu ile ilgili kalmış herhangi bir kanıt bulunamamıştır. Ayrıca kale hikayelerde anlatılan cennet bahçelerinin kurulabileceği kadar büyük bir alana da sahip değildir. Uyuşturucu türü olan Haşhaş içenler anlamına gelen Haşhaşi ismi de bu kampanya ile türemiştir.Etkileri o kadar uzaklara yayılmıştır ki bugün Haşhaşi kelimesi Avrupa dillerinde suikastçı anlamına gelmektedir.

Hasan Sabbah ve sonrasında gelen tarikat liderleri suikastçileri seçerken çok zeki davranıyorlardı.Çok uzun boylu göze batan ya da siması unutulmayacak kişileri seçmezlerdi.Daha çok sıradan ve ikinci kez dönüp bakma gereksinimi duyulmayacak adamlar daha değerliydi onlar için. Çünkü işleri sadece suikast değildi.Bazen düşmanların hayatına girer 20 yıl hatta 30 yıl onlardan biri gibi yaşamaya devam ederlerdi. Taki emir gelip yapılması gereken söylenene kadar.

Birçok devlet ve komutan mücadele versede Haşhaşi kaleleri 200 yıla yakın bir süre ele geçirilemedi.Fakat Sıra Moğollara gelince Haşhaşiler Alamut Kalesi dahil birçok Kaleyi boşaltmak zorunda kaldılar.Moğollar Alamut kalesini yerle bir etti ve içindeki kitapların hepsini yaktırdı.Biri hariç bu kitap günümüze kadar ulaşmıştır. Hasan Sabbah’ın  Sergüzeşt-i Seyyidinâ adlı kitabı Hasan Sabbâh’ın otobiyografisidir. Bugün yazma nüshası Tahran Merkez Kütüphanesi’ndedir.Reşîdüddin Fazlullah-ı Hemedânî eseri inceleme imkânını bulmuş ve Hasan Sabbâh’ın hayatını yazarken ondan büyük ölçüde istifade etmiştir.Kitapta Hasan sabahtan dağın yaşlı adamı olarak bahsediliyor.Bugün Avrupalı tarihçiler de genellikle bu terimi kullanırlar. Haşhaşiler hiçbir zaman yok olmadı yeraltı örgütlenmeleri hiçbir zaman tam anlamıyla bitmedi faaliyetlerini durdurmuş olsalar da bugün İsmailiye mezhebi neyim bir alt kolu olan Nizarilik de var oldukları kabul ediliyor.Merkezleri Tacikistan’ın dağlık kısımlarında konumlanmış olsa da dünyanın her yerindeler.Ve günümüzdeki liderleri bizzat 1000 yıllık Haşhaşi liderlerinin soyundan gelen 4. Ağa Han’dır ve hala hayattadır.

Kaynaklar:

https://islamansiklopedisi.org.tr/hasan-sabbah

https://tr.wikipedia.org/wiki/Hasan_Sabbah

https://eksisozluk.com/hasan-sabbah

https://tr.wikipedia.org/haşhaşiler

https://tr.wikipedia.org/ismaililik

http://ismaili.net/

You may also like...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: