Hayal Etmekten Asla Vazgeçme 3.Sınıf

Hayal kurmaya devam ediyorum asla vazgeçmiyorum. Ve asla hayal kurmaktan vazgeçmeyin. 

İlk okul üçüncü sınıfa gidiyordum. Daha çoçuktuk o zamanlar bir kıza karşı sempati duyuyordum. O zaman ben Batuhan ve Gökalp üçümüz aynı sırada oturuyorduk. Oda benim onümdek sırada oturuyordu. Kızın babası annemin sınıf arkadaşıydı. İlk hayal kurmaya onunla başladım. Aklıma ilk hayal deyince o geliyor. Kirazlıda evin onundeki fıstık ağacının altındaydım Kardeşim Süleyman ile birlikte oyun oynayarak uzanıyorduk. O sahne kalmış aklımda bu konu ile ilgili.Yine çok farklı yerlere girdiğimi görüyorum. Bazen amacımızın dışına çıktığımız oluyor örnekteki gibi.

Madem o zamana girdik biraz daha hatırlayayım o yılları. O zaman sınıf Öğretmenimiz ilk dönem Erhan hocaydı.İkinci dönem askere gidince Berna hoca geldi. Erhan hoca varken sınıf başkanı seçerken bende aday olmuştum.Küçük kağıtlarım vardı sınıftakilere kağıt dağıtarak bana oy verin diyerek sınıf başkanı olmayı başarmıştım. Tenefüs’ten sonra sınıfta hocayı beklerken kara tahtanın bir köşesine tepeşir ile ayakta dolaşanları konuşanları yazardım. O zamanlar sporcu kartları meşhurdu. Her tenefüs arası kart oynardık. Rakamlarına göre takımlarına göre oynama şekli vardı. Sırayla karşılıklı kartlarımızı ortaya atarak takımına göre oynardık. Aynı takımı eşleştiren yerdeki bütün kartları alırdı. Herkesin elinde kart dolaştığından hocalar görünce toplardı kartları.Bir gün bende hoca kartları topluyor herkes kartları çıkarsın versin hocaya vericem diyerek bütün sınıftaki kartları toplamıştım. Kartları hocaya falan vermedim tabi kartlar benim olmuştu. Bunu ilk defa burda söylüyorum. O zamanki arkadaşlarımdan okuyan varsa hakkını helal etsin kartları ben aldım :=)

Erhan hoca at oyunu oynatırdı.At çakıl yola girerdi dizlerimize vururduk , çamur yola girince ağzımızdan lok lok sesi çıkarırdık o şekilde bir oyundu. Şimdi düşününce çok saçma gelsede o zamanlar çok güzel geliyordu. Leyli leyli diye bir şarkı öğretmişti çok söylerdik o zaman şimdi bütün sözlerini hatırlayamadım. Birde sınıfa giren yabancıları döverdik.Hoca müsade etmişti buna. Hatta bunu birazda abartıyorduk. Başka sınıftan biri ile anlaşıp o sınıfa yanında birini getiriyor bizde onun yanında getirdiği kişeye saldırıyorduk.

Ara sıra küserdi Erhan hoca bize. Bir sopası vardı tahtadan. Kara tahtanın tepeşirlik bölümüne dik bir şekilde koyar tahtaya yazardı söylemek istediklerini.Sizin hocanız o siz ondan korkuyorsunuz onu dinliyorsunuz beni dinlemiyorsunuz gibi dert yanardı. Hatta bir keresinde yine kızdırmıştık hocayı.O sırada bir gün derse gelmedi bizde bize kızarak gelmediğini düşünerek aramızda para toplayıp çiçekler almıştık evine gitmiştik.Evinde yoktu tabi başka bir işi olduğu için izinliymiş.Evinin kapısına bırakmıştık aldığımız çiçekleri.

İkinci dönemin başında askere gitti Erhan hoca yerine Kaymakamın hanımı Berna hoca gelmişti. O gelince ben yaramaz bir çoçuk olmaya başlamıştım. Kümelere ayırmıştı bizi. 7.kümedeydim.

Bir keresinde matematik dersindeydik.Hoca tahtada ders anlatıyor ben başka seylerle meşgul oluyordum.Beni tahtaya kaldırdı. Tahtada yazan toplama işlemini yapmamı istedi bende doğru şekilde çözdüm soruyu.Bunun ardında kümeye gelip arkadaşlarıma ” Bu çocuğa uymayın, sizi konuşturuyor bir kulağı ile tahtayı dinliyor diğer kulağı ile sizi oyalıyor” demişti.Veli toplantısında aynı şeyi babamada söylemişti 🙂

Erhan hoca askere gittikten sonra uzun bir süre dikiş tutduramadım derslerimden yana. Erhan hoca askere geldikten sonra lisede Biyoloji dersime girmeye başlasada o zamanlarda çok başarılı bir öğrenci değildim.

Öğrencilik hayatımda en güzel yıllarım Vedat hoca zamanıydı. Allah razı olsun kendisinden bol bol bahsedeceğim 7.sınıfa geldiğimde.

3.sınıf ile ilgili şimdilik bu kadar hatırlıyorum.Hatıralarım aklıma geldikçe güncelleyeceğim.


You may also like...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: