Yolaçık Yok Açık #Anılar

Yolaçık Yok Açık sloganı ile Salda,Datça,Muğla,Akyaka,Alanya ve Konya şehirlerini gezerek ömrümden geçen günlere yeni anılar yeni bilgiler ekledim.Bu yazıyı anılar olarak kabul ediyorum.Öğrendiklerimde burada.

Yolaçık Yok açık sloganı ile bu sabah 06:57 de kardeşimle birlikte açık olan yollara çıktık. Hala yoldayız ama az kaldı Salda gölüne. Navigasyona göre 60km sonra hedefte olacağız. Bir gece orda kalmayı düşünüyorum şimdilik bakalım bir gidip görelim. Hazır Muğla’ya kadar gidiyorsan orayada bir uğramakta fayda var diye düşündüm 🙂

Şuan saat 13:07 ve tarih 24.07.2019

Bu yazıyı paylaşacağım lakin yolumuz kapanana kadar yani diğer bir değişle eve dönene kadar sürekli güncelleyeceğim. Bir nevi partlar halinde olacak ve her partı tarih ve saat başlığı ile yazmayı düşünüyorum. Yazıların arasında içerisinde resimlerde olacaktır mutlaka.

Ömürden geçen bu gunlerimide bu şekilde baki kılar ve yarına hatırlarımı bırakmış olurum.

24 Temmuz 2019 17:00 Salda Gölü

Salda gölüne saat 14:25 gibi ulaştık. Doganbaba plajı ve adalar bölgesinde biraz dolaştıktan sonra belediyenin kamp alanına ulaşarak çadırımızı kurduk yemeğimizi yedik. Şimdi ise çayın demlenmesini bekliyoruz.

Her yaştan her kesime hitap eden bir bölge olduğu kanaatindeyim. 7 den 70 e her yaşta insanları çadırlarının basında otururken yemek yerken yada muhabbet edenleri sık sık görüyorum. Bazıları olayı dahada abartarak yerleşik düzene geçmiş:) Çadırlarından ve çadırlarının etrafından uzun süredir burda oldukları ve olmayada devam edecekleri bariz belli oluyor.

Girişimci vatandaşlarımız çadırlarının önüne domates biber patlıcan koyarak satmaya başlamış. Baska bir vatandaşımız çadırını fastfood olarak hizmete açmış:) Girişimcilik tabiri caiz ise burada yeni bir boyut kazanmış:)

Henüz daha suya girmedim ama dışardan görüntüsü çok güzeldi. Çayımı içtikten sonra onunda tadına bakacağım:)

24 Temmuz 22:11 Salda Gölü

Akşam çayını içerken çadır komşumuz olan Oğuz bey ve oğlu bizlere eşlik ettiler. Kampların en güzel yanlarından biride bu iste. Sosyalleşmek, yeni insanlarla tanışarak çıkar amacı gütmeden birlikte bir şeyleri paylaşabilmek. Söylemesine göre 7 ayda bisiklet ile Türkiyenin 81 ilini gezmiş üç yıl önce. Kampçı,Dağcı,Motorcu ,bisikletci çok yönlü hayatı yaşamasını bilen Antalyalı bir abimiz. Onun tavsiyeleri üzerine güneş batarken Salda sahiline inerek güneşin veda edişine eslik ettik bolca resim çektik. Bizimle aynı amacı güderek bir sürü insan toplanmıştı o vakitte sahile.

Kumsaldaki kumlar iri ve çıplak ayakla basınca can yakıyor. Bizim kocaalideki gibi ince degil. Ama beyaz renkli olması ve suyunda turkuaz oluşu güzelliğini tamamlıyor.

Yaşıyorken birkere geldim çok şükür . Bir daha gelebilirmiyim orasını bilemem ama yaşıyorken yapılmasından yanayım:)

Yaşıyorken yapacaksın hocam. Bir kere yaşıyorsun tek kullanımlık canın var ondada azda olsa fırsat bulduğunda yaşayacaksın eğleneceksin ve mutlu olacaksın. En önemli hazine bencede bu. Mutlu olabilmeyi başarabilmek. Hepimizin uğruna çabaladığımız da o diye düşünüyorum. Hepimize bolca mutluluklar 🙂

25 Temmuz 11:58

11:30 civarında salda gölüne veda ettik.

Gece yorgun olduğum için kolay uyudum ama gece Süleyman altımdaki battaniyeyi aldığı için biraz acılı bir uyku oldu.

Sabah kahvaltıdan sonra göle girerek Salda gölünde yüzmeyide deneyimlemis olduk. Karadenize hic benzemiyor. Denize zaten hiç benzemiyor.

Önceden arabayı aldigin yerde sadece o sehirin plakasını alabiliyordun. Geçenlerde Amasyada Oğuzhan araba alırken o zaman öğrendik ki artık sistemden otomatik istediğin sehirin plakasını alabiliyorsun. Amasyadan Oğuzhan a 54 ABU 707 plakasını almıştık. Kocaali plaka olsun diye Yavuz ile görüştüm. Plaka ayirtinca Fark li şehirden ayırdığın plakayı alabiliyormuşsun. Sabah haber geldi 54 NB 036 diye. Sevindim kocaali plaka oluyor diye. Normalde ben gidip aynı plakayı ayırmaya kalksam Polis teşkilatına bağış yapmam gerekiyormuş sürekli araba alıp satanlar öyle söyledi. Bende bağış yapmamak için Yavuza söyledim isimi halletti Allah razı olsun.Babasi polis teşkilatı başkanlarından di gördü işimizi Kemal amca sağ olsun.

Şimdi Datcaya doğru gidiyoruz . Yetişebilirsek mesai ye devir işlemini bugün yapıp 54 plakayı takacağım. 48 R 0170 olan plakam artik değişecek. Bununda ayrı hatırası vardi ama buraya kadarmış:)

Mugkadaki Yapı Denetim yıllarında Sınav zamanları Ilker abi ile takınırdım hep. Datcada onun çalıştığı otelde kalır birlikte ders çalışırdık. O zamanlar cok binmisligim vardi bu arabaya. 2017 Kurban bayramından sonra da Ilker abiden satın almak nasip oldu. Şimdide devrini almaya gidiyorum anca 🙂

25 Temmuz 20:37 Datça

Saat 16 gibi Datça ya ulaştık. Ilker abi yine herzamanki mekanında bulmak zor olmadi. Resepsiyon’un önündeki çiçekleri sularken yakaladık onu. Notere gittik devir işlemi için ama sistemde sikinti olduğu için devir isini halledemedik. Bu gece onun çalıştığı otelde misafiriz . Datça merkezde Süleyman ile birlikte biraz gezdikten sonra itele döndük uzanıyoruz yorulmuşuz.

Yurt disina çıkma isini biraz konuştuk. Gitmem konusunda biraz motive etti ve yol gösterdi. Gitmeyi bende çok istiyorum ama bizimkiler göndermekten yana değiller. Sonuçta bir sürü masraf olacak . Arabamıda sattirma yandaşı değiller o yuzden şimdilik zor . Ama hep içimde bir yerlerde saklı kaldı yurt dışına çıkma arzusu . Elbet bir gün diyorum ve susuyorum .

27 Temmuz 00:22 Muğla

Bu gece Yunusun evindeyim.Aksam üzeri 6 gibi buluşup evine geldik. Yemek çay derken 12 ye kadar oturduk. Biraz yorgun ve sıkıntılı gordum kendisini. Borçlar onu yıpratmış hayat enerjisini almış eskisi gibi değil.Herkesin hayatında inişler çıkışlar oluyor oda bunlardan birini yaşıyor. Teyzem yine aynı hep aynı bildiğimiz gibi çalışıyor mücadele ediyor şükrediyor ve dua etmeyi bırakmıyor. Bana göre bir iki farklı düşünceleri olsa’da çok iyi bir insan çok temiz bir insan. Yıllarca bize baktı yedirdi içirdi. Milyonda bir olabilecek bir şey onun vesilesi ile bana nasip oldu. Ben ondan razıyım Allah ta ondan olur inşallah.

Bu sabah arabanın devrini üzerime aldım. Herangi bir sıkıntı olmadı. Panayıra değiştirdik 54 NB 036 yi aldım. Sigorta yüksek cıktı tabi. 1149 tl ödedim sigortaya. Oysa daha 3 ay önce İlker abi’nin üzerine yaptırdığımda 550 gibi bir rakamdı. Neredeyse iki katını ödedik. Balata bitmişti hep ses yapıyordu. Muğla’ya gelince onuda değiştirdim. Buraya kadar gelmişken Hakan abiyede uğradım hiç değişmemiş hala aynı. Ne gençleşmiş ne yaşlanmış bıraktığım gibi. Canan nişanlanmış öğle söyledi:) Sevilay komiser olmuş, Yağmur evlenmiş, İlayda evlenmiş boşanmış daha neler neler.

Sokaklar caddeler değişmiş yeni binalar dikilmiş eskiler yıkılmış. 6 yıl önce buradan ayrıldıktan sonra bir çok şey değişmiş ilk göz ağrım olan bu şehirde.

Okumak insana bir çok şey katıyor. Lakin gezmekte insana çok şey katıyor. Okuyarak bir çok şey öğrendim. Okuyarak öğrenemediğim birçok şeyide gezerek öğrendim. Üzerinde her zaman tartışılan vede tartışılmaya devam edilecek olan bir konu. Nâcizane fikrim okuyup da gezen ikisini de dengeli şekilde götüren bence daha çok bilir. Bir kuş misali. Tek taraflı olması yeterli olmaya bilir iki taraflı olması daha yararlı olur diye düşünüyorum.

Bugün Gizem is görüşmesine gitmiş. Ambalaj fabrikası ile anlaşmış pazartesi başlayacak işe. Heyecanı her kelimesinden belli. Artık bir fabrikanın tasarımcısı oldum ambalajlarını tasarlayacağım diyerek havalara girmiş bile. Boş havalar bana göre ama ne yapsın iste daha yolun en basında. Hayırlısı olur inşallah.

29 Temmuz 02:53 Alanya

Dünün tarihi ile akşam 7:30 gibi Alanyaya Vedat hocamın yanina ulaştım. O saatten beri bir fiil birlikteyiz ve hep bir paylaşım iletişim içerisindeyiz. Biraz duygulu biraz hüzünlü biraz da sevinçli mutlu dakikaları geride bırakarak daha anca yatmaya fırsat bulduk.

Bir çok eski anıyı hatırlayarak geçmişe dönerek sevincimizi paylaştık. Bunların yani sıra dünya ve din üzerine konuşarak son zamanlarda düşündüğüm ve soru işaretleri oluşturduğum yerleri sanki ben sormuşum o anlatıyor gibiydi. Bir-çok şeyi çözdüm ve iyice oturdum kafamda bu gece. Farz ve sünneti – Kültür ile dinin karıştırılmasını ve mezhepleri cemaatleri. Bütün taşlar yerine oturmuş ve sanki bu yapbozun parçalarının hepsi yerini bulmuş tablo tamamlanmış gibi.

Diğer yandan dünya ile evlilik ilede konuşup fikir alışverişinde bulunduk. Bu konularda yapbozun eksik parçaları var gibi duruyor ama zaman ile onlarında oturacağına eminim. Yüksek Lisans yapmam gerektiğini ve yapmam gerektiğini düşünüyorum. Bilim ile uğraşıp bilim ile yoğrulmam gerektiğini düşünüyorum.Ve bunun için oturup Ales’e çalışmak ingilizce’ye çalışmak gerektiğini düşünüyorum. Ve bu şuan yapmam gereken en önemli şey diye düşünüyorum. Evlilik bile bundan sonra olmalı. Çünkü ben henüz bana saygı duyan güvenen birini bulamamışım.Bu konular ile ilgili uzunca bir yazı yazmam gerektiğini ve kendi kendimi inandırarak bunları yapmam gerektiğini düşünüyorum.

30 Temmuz 01:21 Alanya

Bugünde Alanyada birçok yeri gezerek görerek ve düşünerek yeni fikirler yeni düşünceler eşliğinde gezerek geçen günü geride bıraktık. Gezmek ve okumak gerçekten insana çok şey kazandırıyor. Gezdikce ve özellikle Vedat hocam ile gezdikce sohbet ettikçe ilime karşı bilime karşı iştahım kabarıyor. Gezmeye öğrenmeye hevesim artıyor. Bugünde yine bu yoğun duygularla bir gün geçirdim.

Alanya kalesine teleferik ile çıkıp inmek güzel bir deneyimdi. Damlataş mağarası ve tekne turuda güzel bir deneyim oldu. En güzeli de günün sonuna doğru Sapaköy kanyonu ve orda ki buz gibi suda yüzmekti. Hayatımda hiç bu kadar soğuk bir suya girmemiştim. birkaç gir çok yaptıktan sonra hiç çıkmadan bi 5 7 dk kadar suda durdum .Ama çıktıktan sonra yarim saat kendime gelemedim tenimde aynı sızıntıyı hissetmeye devam ettim. Fiili olarak da bu aktiviteler ile bu günü bitirdik.

Daha önce bir yazımda Vedat hocamdan bahsetmiştim. Olmasaydı çok farklı olurdu.Bunun ile ilgili bu paragrafı memlekete dönünce açacağım uzatacağım şimdilik bu kadar kalması teknik şartlar acısından gerekiyor .

30 Temmuz 20:57 Konya

Yaklaşık iki saat önce konyadan ayrılarak Ankara yoluna doğru gidiyoruz. Konyada bir iki camii ve Mevlana türbesini ziyaret ettik. Hocası Şems’in türbesine de gittik ama tadilatta olduğu için giremedik.

Konya yolunda iken Tıknazdere mağarası vardıoraya girdik. Dünyanın 3. Turkiyenin en büyük mağarası. Girilmesi gezilmesi gereken bir yer şahsen çok hoşuma gitti.

Şimdi yoldayız belki bu gece eve döneriz belkide Ankara’dan sonra kamp kurarız karar veremedik ne yapacağımıza.

31 Temmuz 20:26

Dün gece 22 sularında Ankaradan transit geçerek eve dönmeye karar verdim.Lakin yolda çok yorulduğumu ve artık ilerleyemeyeceğimizi karşıdan gelen kamyonun sellektörleri ile uyandığımda farkettim.Ve bunu farkettiğimde araç sürücüsü koldutuğundaydım.Hemen direksiyonu Süleymana verdim ve ona birşey çaktırmadan Gerede’ye kadar onunla konuştum. Geredenin çıkışında bir petrole girerek orada uyuduk. Öle yorulmuşuzki deliksiz uyuduk desem yalan olmaz.Sadece iki kere ayaklarım uyuştuğu için uyandım onun dışında çok derin bir uyku oldu.

Babam hep derdi yorulunca bırak yorulduğunu anlamaz uyuya kalırsın diye. Aldırmazdım pek öle birşey nasıl olur diye. Lakin bunuda tecrübe ederek birkez daha ona hak verdim. Baba birçok şeyi tecrübe etmiş ve yine doğru yere parmak basmıştı.

Sabah 8:30 gibi uyanıp yola devam ederek 12 gibi Anavatan’a Kocaaliye ulaştık ve çıktığımız yolculuğumuz son buldu.


You may also like...

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: